BİR LEŞ
Ruhum, anımsa gördüğümüz şeyi,güneş
İçindeki günde, erken :
Çakıldan yatağında öğürtücü bir leş
Bir patikayı dönerken,
Bacaklarını dikmiş bir kadınca, azgın,
Ateşli, zehir dökerek,
Açıyordu buğular kaynaşan bir karın
Öyle edepsizce, gevşek.
Güneş parlıyordu pişirip kotarmaya
Üstünde bu çürüntünün,
Geri verebilmek için büyük Doğa’ya
Çattığından yüz kat üstün ;
Ve gök bakıyordu bu yaman iskeletin
Açmasına çiçek gibi.
Bayıldım sanırdınız, çimenlikte etin
Kokusu bir keskindi ki.
Kokmuş karnında vızır vızırdı sinekler,
Ordan tabur tabur kara
Kurt akıyordu, bir yoğun sıvıya benzer,
Bu canlı paçavralara
Her şey dalga gibi alçalıp yükselirken,
Atılırken çıtırtılarla,
Gizli bir soluktan şişmiş yaşıyordu ten
Sanki çoğala çoğala
Bir garip müzikle yansıyordu bu dünya
Yel gibi, akarsu gibi,
Tohum gibi, harmancının hoş bir uyumla
Kalburunda çevirdiği.
Biçimler silinip düşe dönüyordu tam,
Beliren bir taslak vardı
Unutulmuş tuval üstünde, sanki ressam
Belleğinden tamamlardı.
Kaygılı bir köpek, kayalar ötesinden
Kızgın bizi gözlerdi de
Kollardı koparacağı anı yeniden
Kalan parçayı geride.
_Siz de bu pisliğin olursunuz bir eşi,
Bu kokuşmaların, iğrenç,
Gözlerimin yıldızı, ömrümün güneşi,
Siz meleğim, tutkum, ergeç !
Öyle olursunuz, çok incelikli ece,
Tamamlanıp son duanız
Kemikler içinde çürümeye gidince
Çayır, ot altında, yalnız
Sizi öper gibi yiyen kurtcuğa, canım !
O zaman şunu söyleyin :
Tanrısal özünü, biçimini sakladım
Dağılan sevgilerimin !
BAUDELAIRE * KÖTÜLÜK ÇİÇEKLERİ
Çeviri:Sait Maden
Resim, Mark Ryden’in..
Charogne, çürümüş, leş olarak çevriliyor dilimize.